|
| |
Hoşgeldiniz ...
Site içerisindeki bilgiler, bilimsel, tarihi ve felsefi açıdan
Dövüş Sanatı kavramını incelemektedir.
|
Dövüş sanatlarının ortaya çıkışı, insanlık tarihinin büyük bir bölümüyle doğrudan paralellikler göstermektedir. Bunun sebebi ise, insanın sosyal bir varlık oluşu, ırkların çeşitliliği, bazı sosyal değişimlerin sonucu olarak, fikirsel farklılıklar gibi daha bir çok sebepten dolayı sonunda savaşılmak zorunda kalınmış ve buna bağlı olarakta insanların kendilerini savunmak zorunda kaldıkları durumlar ortaya çıkmıştır. İnsanın zekasını da göz önünde tutarsak, bu savunma durumları belirli stratejilere ve disipline edilmiş kurallar bütününe sokularak kişiden kişiye öğretilmiştir. Tabi ki günümüzde göğüs göğüse savaşlar veya mücadeleler kalmamıştır. Fakat toplum içi suç oranının artması , dövüş sanatlarının önemini azaltmayarak daha da arttırmıştır. |
Toplumların ve coğrafyaların çeşitliliği, dövüş sanatlarının farklı farklı şekillerde ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bir de insanların genetik yapılarını da göz önünde bulundurursak değil toplumların, insanların savunma mekanizmaları ve saldırı metodlarının büyük farklılıklar gösterdiği açıkça görülmektedir...
Dövüş sanatlarının ortaya çıkışındaki ana neden olarak, insanın baskı altında kalması, koruması gereken değerler oluşu ve tüm bunlara bağlı olarak, insanın hayatta kalma mücadelesine sanatsal bir boyut getirmesinden sonradır.
Bugün bilinen en eski kaynaklara sahip olan Çin tarihi kaynaklarına göre, dövüş sanatlarının tarihi, M.Ö. 500'lü yıllara kadar dayanmaktadır. |
 |
O yıllarda Güney Hİndistan'da yaşamakta olan Bodhidharma, Lo-Yang tapınağının kayıtlarına göre bir Budist'ti. Guru ( Öğretmen) tarafından Çin'e yolculuk ederek Dhyana ( bugün Zen olarak bilinen) öğretilerinin yaygınlaşmasını sağlaması vasiyet edilmişti. O da bu vasiyeti yerine getirerek Çin'e olan yolculuğuna başlamıştı. Kuzeydeki Wei Krallığına vardığında İmparator Wu ile görüşmeler yapmıştı. Fakat Dhyana öğretileri adına yaptığı bu görüşmeler sonuçsuz kalmıştı. İmparatorluğu terk ederek, Honan eyaletindeki Shaolin tapınağına yönelmişti.
Bodhidharma, tapınağa vardığında, öğretmeninin neden böyle bir vasiyette bulunduğunu daha iyi anlamıştı. Çünkü, rahiplerin fiziksel ve zihinsel olarak çöküntü içinde olduklarını görmüştü. Zamanlarının çoğunu maditasyonla geçirdiklerini ve zayıf düşerek, günlük ihtiyaçlarını bile karşılayamayacak hale geldiklerini görür. |
|
|
Bodhidharma bu duruma çok üzülür. Bu konuda nasıl bir yardımda bulunabileceğini düşünmek için tapınağın yakınlarında bulunan bir dağda, kendini izole ederek meditasyon yapmaya başlar. Bir süre sonra tapınağa geri dönerek, rahiplere tapınağın avlusunda toplanmalarını söyler. Ve onlara Lo-Han'ın 18 Eli öğretisini açıklar. Bu öğretiler, hemen hemen bütün dövüş sanatlarının temelini oluşturur. Fakat, asla saldırı veya zarar verme amaçlı değildi. Sadece zihinsel ve fiziksel kondisyonu arttırmaya yönelikti.
Budhidharma öldükten bir süre sonra, Shaolin tapınağına çaşitli saldırılar başlamıştı. (Bu saldırıların, Çin kayıtlarına göre, Brigandlar tarafınadan yapıldığı yazılmıştır.) Fakat tapınaktaki rahipler, bildikleri tekniklerin savunma amaçlı olabileceğini düşünmemişlerdi. Saldırılardan birinde, bir rahip bir dizi agresif el ve ayak teknikleriyle, sayıca çok olan saldırganların çoğunu etkisiz bırakarak, diğerlerini de geri püskürtmeyi başarmıştı. Diğer rahipler bu durumdan çok etkilenmişlerdi. Bunu bir savunma metodu olarak öğrenip, yüzyıllar boyu sürecek olan bir gelişime tabi tuttular.
Bu teknikler öyle gelişmişti ki; dört yüzden fazla ayrı stil oluşmuştu. 'Lo-Han'ın 18 Eli' denilen teknikler 72'ye çıkartılmıştı. Daha sonra fazlalaşan bu teknikleri beş ana kategoride toplamışlardır. Bu beş kategoriye, her birini en iyi temsil eden hayvanların isimlerini vermişlerdir.
Bu tekniklerle beraber Buda'nın öğretileri de hızla tüm dünyaya yayılmaya başlamıştır.
|
| |
|
| |
|
|