TANG SOO DO

Tang Soo Do, modern bir dövüş sanatı olmasına rağmen, kökleri tarihi Kore sanatı olan Soo Bahk Do'ya dayanır. Tang Soo Do üç ana bölgenin stilinden oluşur. Bunların ; Soo Bahk Do % 60'ını, Kuzey Çin Kung-Fu'su % 30'unu ve Güney Çin Kung-Fu'su %10'unu oluşturmaktadır.

 

Tang Soo Do'nun anlamı ise; Tang, Çin İmparatorluğunun ismidir. Tang, Çin ve Kore'nin ortak kültürel geçmişini yansıtır. Soo, el demektir. İmgesel olarak yumruğu, yumruk atmayı ve savunmayı anlatır. Do ise, yaşam sanatını ifade eder. Bunlara bağlı olarak Tang Soo Do, tang dövüş sanatları metodunun etkisinde kalmış, klasik Kore dövüş sanatını betimler. Şiirsel bir ifadeyle ; "Çin Elinin Yolu" olarak çevirilebilinir.

 

Tang Soo Do, hem sert hem de yumuşak bir stildir. Sert teknikleri Soo Bahk Do'dan, yumuşak stillerini ise Kuzey Çin sistemlerinden almaktadır. Her ikiside, teknik formlar (Hyungs) çalışılırken farkedilir.

 

Tang Soo Do'nun esas amacı dövüşmek değildir. Amaç, öz benliğinizi güçlendirecek teknikleri mükemmelleştirmek ve eğer kendinizi savunmanız gerekecek bir durumla karşılaşırsanız, en iyi şekilde savunabilmeniz içindir. Ayrıca ulaşılan fiziksel tekniklerin, yetkin bir ruh yapısına eklenmesi eşit düzeyde önem taşımaktadır.

 

Bu sanat, amacını, zekasını, heyecanını, bedenini ve ruhunu tamamlamış, olgun bir benliğe sahip bütün bakış açılarını geliştirmektedir.

TANG SOO DO KUŞAK SİSTEMİ

FELSEFESİ :

 

Tang Soo Do kuşak sistemi, beyazdan siyaha kadar olan derecelendirmelerde, mevsimleri simgelemektedir. Her renk bir başarı düzeyinin temsilcisidir. Burada görmekteyiz ki, doğu felsefesine ait bir kavramla karşı karşıya kalıyoruz.

" Her doğan büyümeli, olgunlaşmalı, ölmeli ve ardından yeni bir doğumun tohumlarını bırakmalıdır. "

 

Beyaz : Yeni başlayanların kuşağıdır. Beyaz, aynı zamanda başarının ilkel simgesidir. Ancak tohum, beyaz karların altındadır.

 

Turuncu : Turuncu, baharda ortaya çıkan yeni büyümeyi simgeler. Tang Soo Do bilgisi gelişmeye başlamıştır.

 

Yeşil : Yazın yaklaşmasıyla, gençliğin hızlı gelişimini simgeler.

 

Kahverengi : Gücü temsil eder. Dayanıklılık, oturmuşluk, ağırlık ve bilgelik demektir. Bu artık, öğrenilmiş bilgilerin oturmuş halidir. Fiziksel ve zihinsel olarak bu kuşak, bitkilerin büyümeyi bırakıp, yaz sonuna doğru çiçek vermesine benzetilir.

 

Kırmızı : Kanı, hayatı, enerjiyi, dikkati ve kontrolü simgeler. Öğrencinin gücü ve teknikleri tazelenmeye ve olgunlaşmaya başlar.

 

Lacivert : Olgunluk, saygı ve onur anlamındadır. Lacivert kuşak, Cho Dan Bo'ya ya da siyah kuşak adayına verilir. Artık öğrenci, aklını ve zekasını siyah kuşak için hazırlamaktadır.

 

Siyah : Ustalık, soğukkanlılık, ehemmiyet ve samimiyet anlamını taşır. Siyah kuşak bir yaşam dairesinin sonu ve bir sonrakinin başlangıcıdır. Bu yüzden görülür ki, bu sadece bir seviyenin sonu değil, fakat daha önemlisi, yüksek siyah kuşak seviyeleri üzerinden gerçek ustalığa giden yolun başlangıcıdır.

 

TARİHÇE :

 

Çinli cerrah Hua To, Çin ilaç ve sağlık felsefesinden bir dizi egzersiz ortaya çıkardı. Bu egzersizler, beş hayvanın hareketlerini taklit etmekteydi. Bunlar; geyik, kaplan, ayı, maymun ve kuştur. Ayrıca bu egzersiz dizileri " beş hayvanın oyunu" olarak bilinir. Doğasında bir tür aerobik olan bu egzersizler, Çin dövüş sanatlarının temelini oluştururlar. ( M.S. 190 - 265 )

 

Çin'de, Wei Krallığı'nın ; Ho Nan eyaleti, Lo Han bölgesindeki Denfeng ülkesinin Lo Yang şehrinin dış taraflarında bulunan, Songshan ( merkezi dağ )'nın batı eteklerine bir Shaolin tapınağı (Kore dilinde: Si Lum Ssu) kurulmuştu. Amacı Budist ve diğer yabancı doktrinlerin Çinceye çevrilmesidir ( M.S. 495 ).

 

Efsaneye göre ( M.S. 520-525 ); Hindu rahip ve Budist Patriarch ( Bodhidharma ), Çin denizi üzerinden İpek yolunda ilerleyerek Kuang ( bugün Canton olarak bilinir ) limanına bir yolculuk yaptı. Bunun amacı, Mahayana Budizm'inin Dhyana ( bugün Zen olarak bilinir ) mezhebi öğretilerini yaymaktı. Oradan da Nanking'e doğru ilerledi. Liang İmparatoru Wu Ti, reformcu ve aynı zamanda Budist bir düşünce yapısına sahipti. Bu yüzden de Bodhidharma ( Çin'de Ta Mo olarak bilinir ) saygıyla karşılandı. Ancak İmparator Wu Ti ile Bodhidharma Budist öğretiler üzerinde farklı bakış açılarına sahiplerdi. Aralarındaki anlaşmazlıktan dolayı Bodhidharma, İmparatorluğu terk etti. Kuzeye doğru yolculuğuna devam etti. " Sarı Nehir" diye bilinen Yang Tse'yi geçerek Ho Nan eyaletindeki Songshan dağı eteklerindeki ünlü Shaolin tapınağına yöneldi. Tapınağa vardığında rahipler tarafından iyi karşılandı. Ve ardından onlara Dhyana öğretilerini göstermeye başladı.

 

Bodhidharma'nın öğretileri, saatler süren derin merasimler, konsantrasyonlar ve kişinin aklını boşaltması gibi zihinsel faaliyetlerin yanında, biyolojik destek teknikleri olarakta bilinen; nefes kontrolü, metabolik değişimler üzerine de bir çok bilgiyi içermekteydi. Tapınak rahipleri bu metodları çok ilginç buldular ve ilginç bulmakla da yetindiler. Rahipler, Bodhidharma gelmeden önceki yaşamlarına yani minimum çaba ile gaflet içindeki hayatlarına devam ettiler. Bu duruma bir çare düşünen Bodhidharma, beyinlerini güçlü tutmak için vücutlarını güçlendirmeyi düşünerek, vücut içi tansiyonunu düzenleyen ve konsantrasyonu yükselten çeşitli aerobik egzersizleri geliştirdi. Bodhidharma, rahiplere sağlık ve güçlerini geri kazandıran, Lo Han'nın 18 Eli olarak bilinen hareket serisinin yaratıcısı olarak kabul görür. Daha sonraları bu 18 basit hareket serisi, Shaolin Boks'unun temellerini oluşturdu.

 

Zamanla Shaolin rahipleri bu teknikleri günümüzde, Chuan Fa olarak bilinen tekniklere dönüştürdü. Aynı teknikler bugün, T'ang Shu ya da Kore dilindeki adıyla Tang Soo adındaki dövüş sanatlarıdır.

 

Bodhidharma, Çin kayıtlarında kel, sakallı, kalın belli ve mavi gözlü olarak tasvir edilir. Kesin olmamakla beraber büyük ihtimalle Hindistan'da Madras yakınlarında Kanchipuran'da, alt sınıf bir savaşçının oğlu olarak dünyaya geldi. Fakat bazı rivayetlere göre, Brahaman-Kshyatriya yani Rahip-Savaşçı da olabilir. Bodhidharma'nın hayatı açısından en önemli unsur, hayatına dini bir yön çizmiş olmasıdır. Dövüş sanatlarındaki etkisi az olmasına karşın, Uzakdoğu'daki dini gelişmelere olan katkısı çok büyüktür. Öğretileri, egzersizleriyle birlikte Çin klasiklerinden olan I Chin ( Değişimin Kitabı )'de kısıtlı da olsa yer almaktadır. Bu kitap büyük bir ihtimalle Bodhidharma'nın öğrencilerinden biri tarafından yazılmıştır. Aynı kitapta Bodhidharma'nın 150 yaşında öldüğü de yazılmaktadır. ( M.S. 630 - 660 )

 

618 - 935 yılları arasında Kral Chin Hung, Kore Krallıkları'nı birleştirerek Silla İmparatorluğunu kurdu. Bu dönem Kore'ye sağladığı avantajlarla bilinir.

 

Hwarang Chungshin öğretim sistemi yani " Çiçekveren Gençliğin Ruhu " nun kuruluşu da bu dönemdedir. Bu sistem, Kore'nin elit aristokrat gençliğini, mükemmel askeri ve ruhsal liderler olarak eğitme amaçlıdır. Onlar, çıplak el dövüş sanatlarının hepsinde ; "Maitreyanna" (gelecek olan veya Mesih Buda) olarak adlandırılan Budist öğretileriyle eğitildiler. Kore dövüş sanatı olan Soo Bahk Bup Sol (ele saldırı metodu) bu dönem içinde sistemize edildi. Daha sonraları "So Bahk Do" (ele saldırı yolu) olarak geliştirildi.

 

935-1392 yıllarına geldiğimizde, Koryo İmparatorluğu'nun kuruluşunu bu dönemde görmekteyiz. İşte bu süreç içerisinde Soo Bahk Do ortaya çıkmıştır. Gelişimindeki önemli adımlar da bu dönem içinde atılmıştır. Aynı dönem içerisinde ortya çıkan diğer dövüş sanatlarından biri de " Tae Kyon " dur.

 

Bu sistem tekmelerin kullanımına ağırlık vermiştir. Fakat hiçbir zaman yüksek bir tekniğe ve filozofik değerlere sahip olamamıştır.

 

Kral Taejo, Chosun İmparatorluğu'nu ( kuzeyde "Yi İmparatorluğu olarak bilinirdi ) kurdu. Bu dönem (1392-1910), Kore dövüş sanatları açısından karanlık bir sürecin başlangıcını oluşturmaktadır.

 

Bölgenin dini olan Budizm, Konfiçyunizm olarak değiştirildi. Dövüş sanatlarının durumu ise klasik Çin öğretileri seviyesine düştü. Fakat 1700'lü yıllarda Lee Duk Mu, " Moo Yei Do Bo Tong Ji" adı altında Kore dövüş sanatlarının derlendiği bir kitap yazdı. Bu kitap, dövüş eğitiminin bir çok seviyesini tasvir etmiş ve askeri tanıtım için standart yazı dizisi durumuna geçmiştir. Bir çok silahla ilgili teknikler ve elle ilgili formlar da bu kitaba kaydedilmiştir. Kitap aynı zamanda, zamanının genel ekipman ve giysilerini de belirtmiştir.

1904'te Taegue'de doğan " Choi Yong Sul", ilerleyen yıllarda ünlü dövüş sistemi olacak olan, Hap Ki Do'yu oluşturacak kişidir.

Japonlar Kore'yi işgal ettiklerinde ise, bütün Kore dövüş sanatlarına yasaklama getirmişlerdi. (1910-1945) Kore halkı gelenek ve benliklerinden kopartılarak, Japon kültürüne zorla adapte edilmeye çalışıldı. Japonlar o kadar ileri gittiler ki, Kore giyinme tarzı ve dilini değiştirerek, kendilerine benzetmeye çalıştılar.

 

Bugün bile, bir dövüş sanatları dahisi olarak nitelendirilen Hwang Kee, 1914 yılında doğmuştur. Hwang Kee, küçük yaşlarını Tae Kyon, Soo Bahk Do ve sır olarak kalan bir çok tekniği öğrenerek geçirmiştir. 1935 yılında, bu dövüş sanatlarında, usta olarak kabul edilmiştir. Bundan sonra diğer insanlara öğretmiş, ancak bu durum Japonların hiç hoşuna gitmemiştir.

 

Hwag Kee, japonlar tarafından tutuklanarak, japon askeri yasasını ihlalden dolayı, idama mahkum edildi. Fakat Hwang Kee hapisten kaçarak (1936), Manchurya'ya doğru yöneldi. Burada Çin'li Chuan Fa ustalarıyla çalıştı.

 

Japonların, Pearl Harbour'ı bombalamasıyla, Amerika Birleşik Devletleri 2. Dünya Savaşı'na katılmış oluyordu. Hiroşima ve Nagazaki'ye yapılan nükleer saldırılardan (1941-1945) sonra, japonlar savaşı kaybetti. Böylece Kore özgürlüğünü kazanmış oldu. Fakat Birleşmiş Milletler, Kore'nin 38. paralelden bölünmesine izin verdi. Kuzey Kore Rusya'nın kontrolüne bırakılırken, Güney Kore Birleşmiş Milletlerin kontrolünde kalmıştı. Kuzeyde komünist kontrollü Kore Demokratik Cumhuriyeti kurulurken, Güney Koreliler Kore Cumhuriyeti'ni kurdu.

Hwang Kee, Çin'den Kore'ye döndü ve Seul'de ilk dövüş sanatları okulunu kurdu (1945). Okul Moo Duk Kwan ( Dövüş Perspektifi Enstitüsü ) olarak adlandırıldı. Bu okul, Kore dövüş sanatı olan Soo Bahk Do ve Çin dövüş sanatı olan Tang Soo Do ( Çin elinin yolu) için birleştirici bir rol oynadı.

 

Hwang Kee, Dae Han Tang Soo Do Hoi ( Büyük Kore ve Çin El Yolu ) federasyonunu kurdu (1953). Bu sıralarda Hwang Kee'nin oğlu Hwang Hyun Chul küçük yaşına rağmen dövüş sanatlarında ilerleme kaydediyordu.

 

Kore hükümeti dövüş sanatları eğitimleriyle ilgilenmeye başlamıştı (1955).

 

Tang Soo Do, ilk kez Amerikan askerlerinin, G. Kore'nin başkenti Seul'ün Yongsan bölgesinde bulunan 8. Kolordu Komutanlığı'nda öğretilmeye başlandı.

 

1961 yılının 16 Mayıs'ında Kore'de Tang Soo Do Federasyonu kuruldu. Bu arada Jong Hyan Lee, San Diego-California'da Tang Soo Do Federasyonu'nu kurdu (1962). Kore Tae Kwon Do Federasyonu ise 1965 yılında kurulmuştu. Aynı yılda Moo Duk Kwan'da bölünmeler başladı. Bazı yüksek seviyedeki üyeler, bağımsız olarak Moo Duk Kwan Tae Kwon Do Federasyonu'nu kurdu.

 

Kore Cumhuriyeti başkanı Tae Kwon Do'yu ulusal spor olarak ilan etti (1967). Bu arada bir çok Tang Soo Do ustası Amerika'ya göç ederek, çeşitli isimler altında Tang Soo Do federasyonları kurdular (1968-1972).

 

Hwang Kee, Amerika'ya kişisel bir ziyarette bulunarak, New York'ta ulusal bir konferans düzenledi ve bu konferansa Amerika'da bulunan tüm Tang Soo Do ustalarının katılmaları sağlandı (1974). Bu arada, Amateur Athletic Union (AAU : Uluslararası spor standartlarını belirleyen resmi kuruluş.) tarafından, Tae Kwon Do uluslararası spor olarak resmileştirildi (Şubat-1974).

 

1980'li yıllara kadar bir çok bölünmeler ve yeni oluşumlar yaşayan Kore dövüş sanatları ilerleme kaydederek, IOC ( Uluslararası Olimpiyat Komitesi ) tarafından gösteri amacıyla 1988 Seul Olimpiyat'larına davet edildi. Temmuz 1980'de IOC Tae Kwon Do Federasyonu'nu resmen tanıdı. Bu, Tae Kwon Do'ya olimpiyat sporu olarak kabul edilmesi için kendini tanıtma fırsatını veriyordu.

 

Artık Kore dövüş sanatları hemen hemen son halini almış oluyordu. Bugün Tae Kwon Do ise faaliyetlerine ağırlıklı olarak Amerika Birleşik Devletleri'nde devam etmektedir.

 

Önceden izin alınmaksızın www.dovussanati.com sitesindeki bilgilerin ya da siteye ilişkin her tür veritabanı, yazılım, text ve bazı görsel materyalin ticari amaçlarla kısmen ya da tamamen kopyalanması, değiştirilmesi, yayımlanması ve dağıtımı engellenmiştir. Aksi tespit edildiği durumlarda www.dovussanati.com sitesinin yöneticisi ve sahibi gerekli hukuki işlemleri başlatma hakkını saklı tutar. www.dovussanati.com sitesi üzerindeki tüm yazılı metaryallerin dijital ortamlardaki kullanımı email ile izin alınarak ve bağlantı adresi olan www.dovussanati.com ibaresi belirtilerek kullanılabilir.

www.dovussanati.com